Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Ergönül, Önder" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • [ X ]
    Öğe
    Cytokine response in crimean-congo hemorrhagic fever virus infection
    (John Wiley and Sons Inc., 2017) Ergönül, Önder; Şeref, Ceren; Eren, Şebnem; Çelikbaş, Aysel; Baykam, Nurcan; Dokuzoğuz, Başak; Gönen, Mehmet; Can, Füsun
    We described the predictive role of cytokines in fatality of Crimean Congo Hemorrhagic Fever Virus (CCHFV) infection by using daily clinical sera samples. Consequent serum samples of the selected patients in different severity groups and healthy controls were examined by using human cytokine 17-plex assay. We included 12 (23%) mild, 30 (58%) moderate, 10 (19%) severe patients, and 10 healthy volunteers. The mean age of the patients was 52 (sd 15), 52% were female. Forty-six patients (88%) received ribavirin. During disease course, the median levels of IL-6, IL-8, IL-10, IL-10/12, IFN-?, MCP-1, and MIP-1b were found to be significantly higher among CCHF patients than the healthy controls. Within the first 5 days after onset of disease, among the fatal cases, the median levels of IL-6 and IL-8 were found to be significantly higher than the survived ones (Fig. 3), and MCP-1 was elevated among fatal cases, but statistical significance was not detected. In receiver operating characteristic (ROC) analysis, IL-8 (92%), IL-6 (92%), MCP-1 (79%) were found to be the most significant cytokines in predicting the fatality rates in the early period of the disease (5 days). IL-6 and IL-8 can predict the poor outcome, within the first 5 days of disease course. Elevated IL-6 and IL-8 levels within first 5 days could be used as prognostic markers. © 2017 Wiley Periodicals, Inc.
  • Yükleniyor...
    Küçük Resim
    Öğe
    Diyabetik ayak yarası ve infeksiyonunun tanısı, tedavisi ve önlenmesi: Ulusal uzlaşı raporu
    (AVES, 2015) Saltoğlu, Neşe; Kılıçoğlu, Önder; Baktıroğlu, Selçuk; Oşar-Siva, Zeynep; Aktaş, Şamil; Altındaş, Muzaffer; Arslan, Caner; Aslan, Turan; Çelik, Selda; Engin, Aynur; Eraksoy, Haluk; Ergönül, Önder; Ertuğrul, Bülent; Güler, Serdar; Kadanalı, Ayten; Mülazımoğlu, Lütfiye; Olgun, Nermin; Öncül, Oral; Öznur, Ali; Satman, İhsan; Şencan, İrfan; Tanrıöver, Özlem; Turhan, Özge; Tuygun, Abdullah Kemal; Tüzün , Hasan; Yastı, Ahmet Çınar; Yılmaz, Temel
    Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği Diyabetik Ayak İnfeksiyonları Çalışma Grubu, ülkemiz koşullarında diyabetik ayak (DA) yarasının ve DA infeksiyonu (DAİ)’nun tanısı, tedavisi ve önlenmesine yönelik bir ulusal uzlaşı raporu hazırlamak üzere ilgili ulusal uzmanlık derneklerine ve Sağlık Bakanlığı’na işbirliği çağrısında bulunmuştur. Görevlendirilen temsilcilerin periyodik olarak yaptığı toplantılarda ilgili literatür ve uluslararası kılavuzlar gözden geçirilerek, patogenez, mikrobiyoloji, değerlendirme ve derecelendirme, tedavi, korunma ve kontrol konularında yanıt verilmesi gereken sorular saptanmış ve bu sorulara üzerinde uzlaşılan yanıtlar verilmiştir. Rapordaki yanıtlardan birkaçı aşağıda sıralanmıştır: [1] DA yarası gelişmesinin pek çok nedeni olmakla birlikte başlıca neden diyabetle ilişkili vasküler hastalığın ve nöropatinin kombine etkisidir. [2] Seluliti olan ve daha önce antibiyotik kullanmamış hastalarda gelişen yüzeysel DAİlerden daha çok aerop Gram-pozitif koklar sorumludur. [3] Pseudomonas aeruginosa, hastanın ayak parmak aralarının ıslak kaldığı durumlarda yaygın olarak karşılaşılan etkenlerden biridir. [4] Diğer nedenler dışlandıktan sonra, ayak lezyonunda kızarıklık, sıcaklık artışı, şişlik, duyarlılık veya ağrı gibi inflamasyonun klasik bulgularından en az ikisinin varlığında ya da purulan akıntı söz konusu olduğunda DAİ düşünülmelidir. [5] DAİ tanısı konulan hastalar öncelikle yaranın derinlik ve genişliği, infeksiyonun sistemik bulgularının olup olmaması gibi ölcütlere dayanılarak infeksiyon şiddeti acısından hafif, orta derece veya şiddetli infeksiyon olarak sınıflandırılır. [6] Diyabetle ilişkili ayak komplikasyonlarını öngörme değeri yüksek bir sınıflandırma sistemi olarak PEDIS sistemi yeğlenmelidir. [7] DA yarasında kültür örneği yalnız klinik olarak infeksiyon düşünüldüğü zaman ve mümkünse antibiyotik tedavisi başlanmadan once alınmalıdır. [8] İnflamasyon göstergeleri olan lokosit sayısı, C-reaktif protein, eritrosit sedimantasyon hızı ve prokalsitonin gibi biyobelirteçler, infeksiyonla kolonizasyonun ayırt edilmesinde yararlı olabilir. [9] Manyetik rezonans goruntulemesi, tedaviye yanıt alınamayan, osteomyelit ya da derin yumuşak doku apsesi duşunulen hastalar icin duyarlı ve özgül bir yöntemdir. [10] Osteomyelit tanısında altın standard histopatolojik incelemedir. [11] Yara iyileşmesini sağlayabilmek ve bacağı kurtarmak için gerekenler, acil ve agresif debridmanlarla olu ve infekte dokuların uzaklaştırılması, uygun antibiyotik tedavisi, metabolik kontrol, ayağın yükten ve basıdan kurtarılması, periferik arter hastalığının tanısı ve uygun şekilde tedavisi ve ayağın işlevinin kazandırılmasıdır. [12] Etyopatogenezinde rol oynayan faktörlerin çok farklı olması, gelişen lezyonları karmaşık hale getirmekte ve bu tip hastalara yapılacak yaklaşımlarda bir ekip anlayışını gerektirmektedir. [13] Ampirik tedavide yalnız etken olabilecek bakterilerin kapsanması hedeflenmeli; yeterli doku düzeyi, düşük yan etki ve hasta uyumu gözetilmeli; etkin ilaçlar belirlenmiş dozlarda ve surede kullanılmalıdır. [14] Debridman, yara tedavisinin temel ve ayrılmaz bir parçasıdır ve sağlıklı granülasyon dokusu oluşmasını sağlayan önemli bir araçtır. [15] Debridmanla infekte dokunun tamamen temizlenmesi mümkün olmadığında ve hastanın kalan infeksiyon yüküyle başa çıkamayacağı durumlarda, infeksiyon bulunmayan güvenli bir düzeyden amputasyon yapılması yaşam kurtarıcı olacaktır. [16] DA yarası olan bir hastada önemli bir arteriyel yetersizlik olduğu düşünülüyorsa, bunun erken tanınması ve girişimsel tedavisi gerekir. [17] Hiperbarik oksijen tedavisi, DAİ’lerde tek başına değil, diğer tedavilerle birlikte bir yardımcı tedavi yöntemi olarak kullanılır. [18] Negatif basınçlı yara kapama yöntemi, seçilmiş olgularda yararlı bir yardımcı tedavi yöntemidir. [19] Büyüme faktörleri, daha ucuz ve güvenli yöntemlerle kapanabilecek yaralar dışında, seçilmiş olgularda kullanılabilir. [20] Kurtcuk tedavisi, DA yarası olgularında bir debridman yöntemi olarak değerlendirilebilir. [21] On yılı aşkın suredir diyabeti olan hastalarda yara gelişmesi ya da amputasyon riski artmaktadır. [22] DA sorunları diyabetin eğitimle önlenebilir tek komplikasyonudur.

| Hitit Üniversitesi | Kütüphane | Açık Bilim Politikası | Açık Erişim Politikası | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı, Çorum, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim