Yazar "Karakuş, Nadir" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Abbasi halifesi ve Frenk hükümdarı ve Büyük Karl ilişkisi(Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 2017-12-15) Karakuş, NadirIX. yüzyılın hemen başlarında Abbasi İmparatorluğu Doğu’nun en parlak ülkesidir. Aynı zamanda Batı’da da hayranlıkla izlenmektedir. Abbasi halifesi Harûn Reşid, daha şehzade iken İmparatoriçe İrene’yi itaat altına alarak cizye vermeye mahkûm etmişti. Halife olduktan sonra da, Bizans İmparatoru Nikeforos itaate yanaşmayınca, Konya Ereğli’ye kadar gelerek İmparatordan bağlılık yemini almış ve cizye miktarını artırarak ona boyun eğdirmişti. Bizans ile güç mücadelesi içindeki Batı’daki güçlü Charlemagne de Harûn’u hayranlıkla izlemektedir. Charlemagne’nin komşusu Endülüs ise, Harûn ile mücadele içindedir. Endülüs Müslümanları da Franklar karşısında bu sıralarda Pireneler’de durdurulmuşlardır. Ortak menfaatler Charlemagne ile Harûn’u birbirlerine yaklaştırır. Karşılıklı elçi alışverişinde bulunulur. Kudüs’e gidecek hacıların güvenliği ve karşılıklı işbirliği öngörülmektedir. Elçilik heyetlerinin gönderilmesi yanında iki Hükümdar’ın birbirlerine hediyeler göndermeleri ve bu hediyelerin mahiyeti ile ilgili masalımsı ve efsanevî detaylar, bu ilişkiyi gölgede bırakarak, tarihi bir olayı adeta magazinleştirir. Doğu’nun zenginlikleri ve refahı Batı’da farklı algılarla abartılır, “Bin Bir Gece Masalları”nın da etkisiyle gerçekleri gölgede bırakır. Oldukça abartılan bu hediye edilen nesneler, mahiyeti aydınlatılması gereken elzem bir mesele haline geldiği için böyle bir araştırmaya ihtiyaç duyulmuş ve gerçekler tarihî olaylar ışığında açığa çıkarılmaya çalışılmıştır.Öğe Haçlı Seferlerinde Menbic(Hitit Üniversitesi, 2018) Karakuş, NadirTarihi Asurlulara dayanan Menbic, Fırat nehrinin batısında önemli bir yol güzergâhındadır. Tarihte önemli medeniyetlere ve hanedanlara ev sahipliği yapan şehir, Haçlılar 1098’de bölgeye geldikten sonra pek çok acı yaşamış ve Müslüman yöneticiler arasındaki ayrılıklara şahit olmuş, hatta bunların müsebbibi olmuştur. Antakya’nın Haçlılar tarafından ele geçirilmesinde birbirleri ile rekabet halindeki Müslüman emirlerin de büyük rolü vardı. Bu ayrılığa Menbic yöneticisi de katılmış, daha sonra bu muhalifliğini sürdürmüştür. Haçlıların korkulu rüyası olan Belek, çıkan bir isyanı bastırmak için geldiği Menbic önlerinde atılan bir okla öldürülmüştü. Bu ölüm, muhasara edilen Sûr şehrinin Haçlıların eline geçmesini sağlamış, onların buradan deniz yolu ile Avrupa’dan yardım almalarını ve bölgede daha rahat tutunmalarını sağlamıştı. İmadeddin Zengî döneminde huzura erişen Menbic, daha sonra bölgede hâkimiyet kuran Nûreddin ve Selahaddin’e de sorun çıkarmaya devam etmişti. Mısır ve Kuzey Suriye’deki işleri ile ilgilenen Nûreddin, bir de Menbic’deki isyanla uğraşmak zorunda kalmıştı. Selahaddin ise, Haçlılar ve Halep’teki muhaliflerine karşı mücadele ederken Menbic’in asî yöneticisi ile de uğraşıyor, diğer olaylara zamanında müdahale edemiyordu. Bu gelişmeler de Haçlıların işine yarıyor, onların yağma ve talanlarını devam ettirmelerine imkân sağlıyordu. Menbic, muhalif ve asi olduğu kadar, önemli olayların da cereyan ettiği mühim bir durak idi.Öğe Haçlı Seferlerinde Selçuklu Düşman Kardeşler: Rıdvan Ve Dukak(2018) Karakuş, NadirBüyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın 1092’de ölümü ile birlikte İmparatorluk düşüş sürecine girdi ve çocukları arasında taht kavgası başladı. Bu kavgaya Su-riye’de bir devlet kuran kardeşi Tutuş da dâhil olmuştu; fakat kuzeni Berkyaruk ile yaptığı savaşta öldürüldü. Geride kalan oğullarından Rıdvan Halep’te, diğer oğlu Dukak ise Dımaşk’ta hüküm sürmeye başladılar. İkisi arasında düşmanlık derecesine varan ilişkiler gittikçe alevlenirken, Haçlılar Antakya önlerinde görün-düler. Zor durumda kalan Antakya’nın Türkmen valisi Yağısıyan boş yere bu iki kardeşten Haçlılara karşı yardım istedi durdu. Yaptıkları göstermelik yardımlar, hiçbir işe yaramadı. Antakya’nın Haçlıların eline geçmesi ile şehrin yardımına ge-len Musul emirinin de yanında yeterince durmayan iki kardeş, Müslümanların bozguna uğramalarında önemli rol oynadılar. Bundan sonra da Kudüs elden çıktı ve Haçlılar yeni yerleşim yerleri ele geçirerek bölgede hâkimiyetlerini güçlendirdi-ler.Öğe Haçlı Seferlerinde üç kadın ve İslâm birliğinin sağlanması(Ondokuz Mayıs Üniversitesi, 2017) Karakuş, NadirHaçlılar'ın Yakındoğu'da başarılı olmalarının en önemli nedeni hiç şüphesiz, Müslümanlar arasındaki bölünmüşlük idi. İslâm birliğini sağlamak için ilk ciddi adımı İmâdüddin Zengî attı. Kazandığı başarıları Urfa'yı Haçlılar'ın elinden alarak, taçlandırdı. Bu girişimleri esnasında Dımaşk'ı da kendisine bağlamaya çalıştı ve şehrin yöneticisinin annesi ile evlendi. Ancak beklenmedik gelişmeler yüzünden şehri alamadı. Ölümüyle yerine geçen oğlu Nureddin de İslâm birliğini sağlama peşinde idi. O da Dımaşk'a hâkim olabilmek için şehrin yöneticisi Üner'in kızı ile evlendi. Haçlılar ile etkin mücadelede bu evliliğin faydalarını gördü. Nureddin'den sonra sahneye çıkan Selahaddin de, bu birliğin önündeki engel Halep ve Musul Zengîleri ile yakınlaşabilmek için, Nureddin'in dul eşi ile evlendi ve bu evliliğin faydalarını III. Haçlı seferlerinde elde etti. İslam aleminde bunlar olurken, Kudüs Kralı da erkek evladı olmadığı için kızını Avrupa'dan davet ettiği bir asil ile evlendirerek, Krallığını devam ettirmeye, bu topraklarda tutunmaya çalışıyordu. Evlilikler, toplumlar ve hanedanlar arasındaki yakınlaşma için İkinci Haçlı Seferi öncesi ve sonrasında oldukça etkin bir rol oynuyordu.Öğe Hille’de Bir Bedevî Emîri: Dübeys b. Sadaka(2018) Karakuş, NadirHaçlılar’ın Yakındoğu’ya geldikleri yıllarda (1098-99), Abbasî ve Fatımî yöneticileri yanında, kudretli Büyük Selçuklu Sultanları ve onların Suriye’deki kolu hüküm sürüyordu. Buna rağmen Haçlılar, Kudüs dâhil önemli bölgeleri ele geçirip, bölgede tutunmayı başarabilmişlerdi. Bunun nedeni ise, Müslümanlar arasında kıskançlık ve saltanat mücadelelerinden kaynaklanan bölünmüşlük idi. Onların bu mücadelelerinde kendilerine zaman zaman Haçlılardan ve bölgedeki diğer unsurlardan aldıkları yardımlar da etkili oluyordu. Buna en önemli örneklerden biri de Dübeys b. Sadaka’nın Haçlılarla yaptıkları kirli ittifaklardır. Hille’de bir bedevî şeyhi olan Dübeys, Haçlılar ve Müslümanlar arasında gidip gelen kişiliği ve babasının ölümünden sorumlu tuttuğu Abbasî Halifeliğine düşmanlığı ile bu dönemde önemli rol oynamış bir şahsiyettir. Dübeys, Selçukluların Abbasî halifesi ile olan ilişkileri ve onların Musul politikaları için de önemli bir kişiliktir. Dübeys’in bu makalemizde ele alacağımız hayatı, bu süreci bütün çıplaklığı ile ortaya koyacak önemli olaylar ve hadiseler ile doludur.Öğe Miladî XII. ve XIII. asırda Dımaşk ve Haçlılar(Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, 2018-06-15) Karakuş, NadirHaçlılar’ın 491/1098’de Antakya’yı Müslümanlardan alarak Suriye ve Filistin bölgelerine girmelerindeki başarının altında yatan en önemli neden hiç şüphesiz müslümanlar arasındaki bölünmüşlüktür. Bu bölünmüşlük sadece hanedanlar arasında olmamış, şehirler de bundan nasibini almıştır. Dımaşk’ın Müslüman idarecileri, kendilerini komşu Müslüman emirlerden korumak için de Haçlılar’a yanaşarak onlarla ittifak kurmuşlardır. Tabii ki bu ittifak daha çok Haçlılar’ın işine yaramış hem bölgede tutunmalarını kolaylaştırmış hem de yeni topraklar ele geçirerek güçlenmişlerdir. Dımaşk’ın muhalif duruşunun komşusu olan Müslüman emirlere kaybettirdiği güç ve zaman ise, yine Haçlıların işine yaramış, bu çekişmeden daha çok onlar galip ayrılmışlardır. Dımaşk, Selahaddin-i Eyyûbî’den (ö. 589/1193) sonra da muhalif duruşunu devam ettirmiş, hanedan içi kavgalarla Haçlılar’a derin nefes aldırdığı gibi Kudüs’ün de bir müddet de olsa yeniden Haçlılar’ın eline geçmesine neden olmuştur. Memlükler döneminde de kısa süreliğine muhalif yüzünü gösteren Dımaşk, Rüknüddin Baybars el-Bundukdarî’yi (ö. 676/1277) de bir müddet meşgul etmiş, ama daha sonra sükûnete kavuşmuş ve Baybars’a itaat etmiştir. Bu makalemizde Dımaşk’ın bu muhalif duruşu ve Haçlı Seferleri’nde oynadığı rol tahlil edilecektir.Öğe Trablus’ta Bir Emirlik: Benû Ammâr(2018) Karakuş, NadirHaçlılar Urfa ve Antakya’dan sonra Kudüs’te de bir devlet kurmuşlar ve Yakın Doğu’nun kalbine yerleşmişlerdi. Ancak Avrupa ile Doğu Akdeniz arasında köprü olacak bir devlet daha kurmaları gerekiyordu. Trablusşam’da hüküm süren Benû Ammar bu arzularının önündeki en büyük engeldi. Emirliğin başında bulunan Fahrulmülk, izlediği ince politikası ve uzlaşmacı tavrı ile bunu bir müddet gecik-tirse de sonunda Müslümanlar arasındaki bölünmüşlük ve Selçuklu Sultanının daha başka konulara öncelik verip, Trablus’daki Müslümanlara gerekli yardımı sağlayamaması ile emirlik Haçlıların eline geçti ve burada bir Haçlı devleti kurul-du. Dördüncü Haçlı Devleti de kan ve gözyaşı üzerine kurulmuştu. Diğerlerinden farklı tarafı ise emirliğe ait binlerce kitabın olduğu kütüphanenin de yakılmış ol-ması idi. Haçlılar, ele geçirdikleri yeni topraklar ile Müslümanların yurtlarını elle-rinden aldıkları gibi, onların birikmiş kültürel ve ilmi zenginliklerini de yok ediyor-lardı.












