Yazar "Söngüt, Semra" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 4 / 4
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Attention Deficit Hyperactivity Disorder and Role of Pediatric Nurse(2020) Özakar Akça, Selen; Söngüt, SemraAttention deficit hyperactivity disorder (ADHD) is a health problem that begins in childhood and treated as a common psychiatric problem among children/adolescents. ADHD is a common health problem; however, there has been no definite consensus on its frequency and prevalence because of the different methods and diagnostic criteria used in its assessment. When we look at the studies conducted across the world, prevalence rates among school children are observed to vary from as low as 0.2%- 0.4% to as high as 23.4%-27%. The incidence of ADHD in Turkey is 5% and four times more common in boys than girls. Pediatric nurses play a key role in identifying the children/ adolescents with ADHD and in the continuity of the support to be given to. As a result, pediatric nurses should arrange trainings for early diagnosis and treatment of children/ adolescents with ADHD in schools, arrange screening work for ADHD, and provide expert advice to the child, their family, teachers and social environment.Öğe Çocuğu Hastanede Yatan Annelerde Anksiyete ve Depresif Belirtilerin Değerlendirilmesi(2019) Açıkgoz, Ayfer; Ezen, Merve; Söngüt, Semra; Ulukuş, Ahsen; Emir, BüşraGiriş: Hastanede yatan çocuklarda birinci derecede bakım veren ve çocuğun hastalığından en fazla etkilenen kişi genellikle annedir. Annenin yaşadığı korku, huzursuzluk gibi olumsuz duyguların çocuğu etkilemesi ise kaçınılmazdır. Gereç-Yöntem: Bu çalışma, Eskişehir Devlet Hastanesi’nde akut veya kronik hastalık nedeniyle yatmakta olan 7-12 yaş arası çocukların annelerinin depresyon ve anksiyete (kaygı) düzeylerini belirlemek amacıyla, 28 Ekim 2014 ile 16 Ocak 2015 tarihleri arasında yapıldı. Bu tarihlerde hastaneye yatışının 3. günü olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden ilk 100 akut hastalık tanılı ve ilk 100 kronik hastalık tanılı çocukların anneleri çalışmaya dâhil edildi. Çalışma yapılmadan önce Hastane Etik Kurulu’ndan gerekli izin alındı. Tanımlayıcı özellikler, araştırmacılar tarafından oluşturulan “Tanımlayıcı Bilgi Formu” kullanılarak toplandı. Tüm annelere “Beck Depresyon Ölçeği” ve “Durumluk ve Süreklik Kaygı Ölçeği” uygulandı. Araştırma analizi IBM SPSS 21 paket programı ile yapıldı. Bulgular ve Sonuç: Çalışma sonucunda annelerin depresyon puan ortalaması 21.58, durumluk anksiyete puan ortalaması 49.66, süreklik anksiyete puan ortalaması ise 47.30 bulundu. Beck Depresyon Ölçeği puanları minimal-hafif-orta-şiddetli depresif belirtiler olmak üzere 4 kategoriye ayrıldığında, akut ve kronik hastalığı olan çocukların annelerinin puan dağılımları arasında istatistiksel olarak önemli derecede farklılık bulundu (p=0.03*). Benzer şekilde Durumluk Kaygı Ölçeği puanları ve Süreklik Kaygı Ölçeği puanları az-orta-yüksek düzeyde kaygı olmak üzere kategorilere ayrıldığında akut ve kronik hastalığı olan çocukların annelerinin puan dağılımları arasında istatistiksel olarak önemli derecede farklılık bulundu (p=0.038*, p=0.004**). Önerimiz hemşireler ve diğer sağlık çalışanlarının, çocuğu hasta olan anneleri depresyon yönünden riskli grup olarak kabul etmeleri ve kaygılarını azaltmaya yönelik destek ve girişimde bulunmalarıdır.Öğe Çocuk İstismarı ve Pediatri Hemşiresinin Rolü(2019) Özakar Akça, Selen; Söngüt, SemraDünya Sağlık Örgütü (DSÖ) çocuk istismarını; “Çocuğun sağlık, büyüme ve gelişmesini olumsuz olarak etkilenmesine sebep olan her türlü fiziksel ve/ veya duygusal, cinsel, ihmal/ ihmale neden olacak ticari reklam amaçlı/ diğer bütün etkileme şekilleri de içinde olmak üzere her türlü tutum ve davranışlara maruz kalması” olarak tanımlamıştır. Türkiye’de 7-18 yaş grubu çocukların %25’inin ihmale uğradıkları, %43’ünün fiziksel, %51’inin duygusal ve %3’ünün cinsel istismar yaşadıkları vurgulanmıştır. Bununla birlikte, 6-14 yaş arası çocukların %4,2’sinin, 15-17 yaş arası çocukların da %28’inin ekonomik istismara uğradığı bildirilmiştir. İstismarı artıran önemli faktörler arasında maddi durumun yetersizliği görülmektedir. Çocuk istismarı, etiyolojisi, tanı ve tedavisini içeren tüm boyutları ile karmaşık bir olay olarak değerlendirilmekte, çocukların istismardan korunması, erken tanı ve tedavi süreçlerinde multidisipliner ekibin görev alması gerekmektedir. Ekip içerisinde görev alan pediatri hemşireleri, istismar belirleyicilerini bilmesi, kötü muameleye maruz kaldığından şüphelenilen çocukları erken dönemde tespit etmesi, onları doğru merkezlere yönlendirmesi ve tedavi/rehabilitasyonlarını sağlamasıyla ekipte önemli bir rol taşımaktadırÖğe Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda yaşam kalitesi(Hitit Üniversitesi, 2019) Söngüt, Semra; Özakar Akça, Selen; Özdelikara, AfitapDikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocuklar yaşamlarının her alanında güçlük çeken kronik bir rahatsızlıkla baş etmek zorunda kaldıklarından yaşam kalitesinin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Çocuğun sosyal yaşantısına, okuldaki başarısına, gelecekteki eğitim sürecine dolayısıyla yaşam kalitesine önemli zararlar verebilen DEHB'nin erken dönemde belirlenmesi ve tedavi edilmesi yaşam kalitesini desteklemeye/artırmaya katkı sağlar. Bu çalışmadaki amaç, 8-12 yaş arasındaki 75 DEHB tanılı çocuğun yaşam kalitesinin belirlenmesidir. Araştırma, DEHB nedeniyle Çorum Rehberlik ve Araştırma Merkezi'ne başvuruda bulunan 8-12 yaş arası 75 çocuk ile gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında "tanıtıcı bilgi formu" ve "Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Olan 8-12 Yaş Grubu Çocuklarda Yaşam Kalitesi Ölçeği (DE/HB-YKÖ)" kullanıldı. Araştırmanın istatistiksel analizleri SPSS 22 programına göre değerlendirildi. Çalışmaya katılan çocukların yaş ortalaması 10,48±1,25 olduğu belirlendi ve %70,7'sinin erkek olduğu saptandı. Araştırmaya alınan çocukların DE/HB-YKÖ'ye göre puan ortalaması; okulda: 48,14±17,67; evde: 46,72±18,68 olup, aralarındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü (p<0,05). Araştırmaya katılan çocukların DE/HB-YKÖ bilişsel alt boyutundan aldıkları puan ortalamaları, okulda: 52,7±5,01; evde 51,4±5,26, sosyal alt boyutundan aldıkları puan ortalamaları okulda: 51,7±7,05; evde 51,3±6,90 ve duygusal alt boyutundan aldıkları puan ortalamaları okulda: 51,9±7,91; evde 50,8±7,67 olup, ölçeğin okulda ve evde bilişsel, sosyal ve duygusal alt boyutlarından alınan puan ortalamaları arasındaki farkların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlendi (p>0,05). Araştırmada DEHB olan çocukların %44,0'ının yaşam kalitelerini orta düzeyde algıladıkları görüldü. Sonuç olarak, DEHB olan çocukların okulda ve evde orta düzeyde yaşam kalitesine sahip olduğu belirlendi. Bu bağlamda pediatri hemşirelerinin, DEHB olan çocukları erken dönemde belirleyerek tanılama ve tedavi için gerekli merkezlere yönlendirmeleri, bu konuya yönelik tarama çalışmalarını yapması, çocuğa, ailesine, öğretmenine ve sosyal çevresine danışmanlık hizmeti sunması, DEHB olan çocuklara ve ailelere verilecek desteğin sürekliliğini sağlayarak, çocukların yaşam kalitelerine katkı sağlamaları önerilmektedir.












