Yazar "Tokgözoğlu, Lale" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Snapshot evaluation of acute and chronic heart failure in real-life in Turkey: A follow-up data for mortality(2020) Yılmaz, Mehmet Birhan; Aksakal, Emrah; Aksu, Uğur; Altay, Hakan; Yıldırım, Nesligül; Çelik, Ahmet; Tokgözoğlu, LaleObjective: Heart failure (HF) is a progressive clinical syndrome. SELFIE-TR is a registry illustrating the overall HF patient profile of Turkey. Herein, all-cause mortality (ACM) data during follow-up were provided. Methods: This is a prospective outcome analysis of SELFIE-TR. Patients were classified as acute HF (AHF) versus chronic HF (CHF) and HF with reduced ejection fraction (HFrEF), HF with mid-range ejection fraction, and HF with preserved ejection fraction and were followed up for ACM. Results: There were 1054 patients with a mean age of 63.3±13.3 years and with a median follow-up period of 16 (7–17) months. Survival data within 1 year were available in 1022 patients. Crude ACM was 19.9% for 1 year in the whole group. ACM within 1 year was 13.7% versus 32.6% in patients with CHF and AHF, respectively (p<0.001). Angiotensin-converting enzyme inhibitor/angiotensin receptor blocker, beta blocker, and mineralocorticoid receptor antagonist were present in 70.6%, 88.2%, and 50.7%, respectively. In the whole cohort, survival curves were graded according to guideline-directed medical therapy (GDMT) scores ?1 versus 2 versus 3 as 28% versus 20.2% versus 12.2%, respectively (p<0.001). Multivariate analysis of the whole cohort yielded age (p=0.009) and AHF (p=0.028) as independent predictors of mortality in 1 year. Conclusion: One-year mortality is high in Turkish patients with HF compared with contemporary cohorts with AHF and CHF. Of note, GDMT score is influential on 1-year mortality being the most striking one on chronic HFrEF. On the other hand, in the whole cohort, age and AHF were the only independent predictors of death in 1 yearÖğe Türkiye'de kalp yetersizliğinin anlık görüntüsü: SELFIE-TR bazal karakteristik özellikleri(Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi, 2019) Yılmaz, Mehmet Birhan; Çelik, Ahmet; Çavuşoğlu, Yüksel; Bekar, Lütfü; Onrat, Ersel; Eren, Mehmet; Kutlu, Merih; Yalta, Kenan; Temizhan, Ahmet; Kılıçaslan, Barış; Güngör, Hasan; Açıkel, Mahmut; Demir, Mesut; Akdemir, Ramazan; Zoghi, Mehdi; Tokgözoğlu, LaleAmaç: Kalp yetersizliği (KY) 21. yüzyılın önemli bir sağlık sorunudur ve ülkemizdeki sıklığı %2.9’dur. Bu hastalığın ülke profili, farklı fenotiplerin sıklığı ve özellikleri, risk faktörleri net olarak ortaya konulmamıştır. Bu çalışmada, ülkemizi temsil eden bir örnekte KY hastaları (SELFIE-TR – Snapshot Evaluation of Heart Failure Patients in Turkey) incelenmiştir. Yöntemler: Ülkemizdeki 12 NUTS-1 bölgesinden en az iki kardiyoloji uzmanının çalıştığı 23 merkez çalışmaya davet edildi. Merkezler, Ekim veya Kasım aylarından tercih ettiği bir tanesinde, tercih edilen ay içindeki 4 haftanın yine tercih edilen bir gününde, tanısı kılavuzlara uygun olarak doğrulanmış KY hastalarını ardışık olarak çalışmaya dahil ettiler. Bulgular: Tüm grubun (n=1054) yaş ortalaması 63.3±13.3 yıl idi (E/K oranı: 751/303, %71.3/%28.7). Tüm kohortta kronik KY/akut KY hasta sayıları sırasıyla 712 ve 342; düşük ejeksiyon fraksiyonlu KY (DEF-KY), sınırda ejeksiyon fraksiyonlu KY (SEF-KY) ve korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu KY (KEF-KY) hasta sayıları sırasıyla 801 (%76), 176 (%16.7), 77 (%7.3) olarak tespit edildi. Kronik KY olan hastalar akut KY olan hastalara göre daha gençti (61.1±13.3 yıl ve 67.9±12.1 yıl, p<0.001). Tüm kohortta, KY hastalarının %46’sında hipertansiyon, %27.5’inde diyabet (DM), %12.8’inde kronik ob strüktif akciğer hastalığı ve %45.2’sinde önceden geçirilmiş miyokart enfarktüsü olduğu görüldü. DEF-KY fenotipi olan kronik KY hastalarında ACEi/ARB, beta bloker ve MRA kullanım oranları sırasıyla %74.7, %89.7 ve %60.9 olarak saptandı. Sonuç: SELFIE-TR çalışması ülkemizdeki KY hastalarının anlık fotoğrafını gösteren ilk çalışma olması sebebiyle önemli bilgiler sunmaktadır. Bu bilgiler, kılavuza uygun önleyici ve tedavi edici yaklaşımların geliştirilmesi açısından faydalı olabilir.