Cilt 7, Sayı 1, Makale Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 6 / 6
  • Öğe
    Türk Ahi Teşkilatının işleyişi ve Çorum tarihinde ahilik
    (2014) Karaman, Ramazan
    Ahilik Anadolu’da 13. yy’da kurulmuş olan esnaf ve sanatkârlar birliğidir. Ayrıca Ahiler yaptıkları zaviyelerde tüccar ve esnafın ahlaki terbiyesiyle uğraştılar. Ahiler Anadolu sosyal hayatındaki bu hizmetiyle beraber, ihtiyaç durumunda gazalara ve memleket savunmasına da katıldılar. Anadolu’da ahiliğin kurucusu ve halk arasında “Ahi Evren” olarak bilinen Şeyh Nasiruddin Mahmud (Ö.1262)’dur. O, Alaaddin Keykubat’ın desteğiyle Anadolu’da Ahiliği teşkilatlandırmıştır. Ahilik esnaf arasında yaygınlık kazanmıştır. Ahilerin Osmanlı toprakları içerisinde hemen hemen her yerde örgütlendiği bir gerçektir. Bunun nedeni ise Ahiliğin çok güçlü bir teşkilat yapısına sahip olmasıdır. Yerleşme birimlerinde her sanat kolu için ayrı birlikler kurulmuştu. Bir meslekte ayrı birlikler meydana getirecek kadar esnaf ve sanatkârın bulunmadığı yerleşme merkezlerinde birbirine yakın meslek mensupları aynı birlikte toplanırdı. Kaynaklar, Ahi Evren’in Ahi Teşkilatını Kırşehir’de kurduğunu bildirmekteler. Biz bu tebliğimizde, Ahi Teşkilatının ilk olarak Kayseri’de kurulmuş olduğunu açıklamaya çalıştık. Ahiler’in Anadolu’da yer yer kurdukları müesseseler arasında Çorum, İskilip, Osmancık çevresinde de bir çok vakıfları, teşkilatı vardır. Çorum ve havalisinde eser bırakmış, hayır işleri yapmış bazı Ahiler’in ve Çorum’da Ahilik faaliyetleri hakkında bilgiler ortaya koymaya gayret ettik.
  • Öğe
    Migration, cultural interaction and multiculturalism in global world
    (2014) Evkuran, Mehmet
    Cultural systems always determine and specify identities. So cultural changes and transformations reflect on the identities directly. Wherever there is cultural mobility there are identity problems. Today immigration is the uppermost cause of cultural mobility. In this respect it’s (immigration studies) are a remarkable field in social sciences. There was heavy and perpetual immigration from Turkey to European countries especially Germany, which had experienced this effect fact deeply; such that those migrated from Turkey to other European countries, were called as Almancı/Alamancı in their own country. First generation who migrated to different EU regions, because of economic reasons at first, have begun to experience differentiation of culture and identity slowly but deeply. The first-generation immigrants did not cut their ties with the homeland, returning to their homeland after retirement from their adopted EU working home. However, the cultural conflicts arose and new kinds of problems were on the thereshold. European stat es and societies, concerned about the increasing number of immigrants, are developing projects to resolve ambiguity of their future. On the other hand the immigrant groups do not accept the policies of assimilation and refuse to feel humiliated. They want respect for their beliefs and values . They demand to be accepted as citizens rather than immigrants in Europe. Europeans and immigrants are each trying to protect their culture and identity. Well, how are these reasonable and justified demands to be combined without leading to conflicts and disagreements? Is it correct to insist on assimilation? On the other hand, how to best overcome the problems of multiculturalism? While the Islamophobic policies are reluctant to recognize each other producing new conflict areas in EU countries, how can rational and peaceful solutions be produced? In this study I’ll handle the perception of other, exclusion and inclusion problems in EU, and discuss assimilationist policies and its harmful consequences on the social groups. And I’ll suggest proposals in the context of multiculturalism.
  • Öğe
    “Şairler Menbaı” Vardar Yenicesi ve Vardar Yeniceli üç şair: Hayretî - Usûlî - Hayâlî
    (2014) Demir, Hiclâl
    Osmanlı döneminde Selanik vilayetine bağlı olan Vardar Yenicesi (Yenice-i Vardar), bugün Giannitsa/Yannitsa adıyla Yunanistan sınırları içinde yer almaktadır. I. Murat döneminde Evrenos Bey tarafından fethedilen Vardar Yenicesi, Türklerin iskânı ile kısa sürede bir kültür merkezi hâlini aldı. Klasik Türk edebiyatının temel kaynakları olan tezkireler incelendiğinde Vardar Yenicesi’nin birçok büyük yerleşim biriminden daha fazla şair yetiştirdiği görülmektedir. Osmanlı Devleti’nin kültür merkezi olan İstanbul’dan uzak olmasına rağmen “şairler menbaı” olmasında, buradaki tasavvufi ortamın etkisi büyüktür. Akıncı beylerinden Evrenosoğulları’nın himayesinde olan Vardar Yenicesi, yapılan cami, medrese, külliye ve hanlar ile mamur hâle getirilirken şehrin manevi yapısı Evrenosoğlu Ahmet Bey’in davetiyle buraya gelen Molla İlâhî ile tamamlanmıştır. Molla İlâhî, vahdet-i vücuda dayalı tasavvufi düşüncenin bu bölgede yayılmasını sağlamış ve bu ortamdan etkilenen Hayâlî, Hayretî, Usûlî, Sırrî, Günâhî, Âgehî, Yûsuf-ı Sîne-çâk gibi pek çok şair yetişmiştir. Şairlerin ortak özellikleri; samimi bir söyleyiş, baş eğmez tutum, dünyaya kayıtsız bir yaşam tarzıdır. Bu çalışmada, bir kültür merkezi olarak Vardar Yenicesi, burada yetişen önemli şairlerden Hayretî, Usûlî ve Hayâlî’ninbağlı oldukları tasavvufi sistem ve bunun şiirlerine yansıması incelenecektir.
  • Öğe
    Kilikya toplumu iskeletlerinde kurşun (Pb) düzeyleri
    (2014) Çırak, Mustafa Tolga; Akyol, Ali Akın
    Minnetpınarı kazı bölgesi, Kahramanmaraş ili’ne 90 km., Andırın ilçesine 5 km. uzaklıkta bulunan Başdoğan Köyü, İnekçiler Mahallesi, Minnetpınarı Mevkiinde bulunmaktadır. Kazı alanı ise Minnetpınarı mevkiinin 2,5- 3 km. doğusunda yer almaktadır. 2003-2004 yılında toplam 65 mezardan ele geçirilen iskeletlerin 58 tanesinin ve bölgeden elde edilen toprakların eser elementlere bakılmıştır. Kurşunun, stronsiyumda olduğu gibi fizyolojik bir fonksiyonu yoktur, ancak stronsiyumun aksine fazla miktarda alınması zararlıdır. Kurşun bu yüzden toksik eser element olarak sınıflandırılır.Minnetpınarı Ortaçağ toplumunda kurşun oranı kadın bireylerde erkek bireylere göre daha düşüktür.Erkeklerde 5,78 ppm olan Pb düzeyi kadınlarda 5,67 ppm bulunmuştur. Minnetpınarı toplumunun Pb düzeyi, diğer yaş grupları içerisinde en yüksek seviyeye 7,06 ppm ile ileri erişkin kadınlarda ulaşmıştır. Bebek bireyler 5,65ppm seviyesindeyken çocuklarda bu oran biraz daha gerileyerek 4,63 ppm düzeyindedir. Toplum genelinde ise 5,73 ppm’lik orana sahiptir.
  • Öğe
    Alevi Sünni bütünleşmesinin önündeki engeller: Tarihsel yanlış algılamalar
    (2014) Doğan, Eşref; Çelik, Hasan
    Bu makalemizde; Alevi – Sünni ayrımın ın tarihsel ayrılık noktaları irdelenecektir. Siyasi çekişmelerin, inançsal bir ayrılık ve çoğu zamanda mezhepsel bir farkındalık oluşturulacak şekilde işlenmesinin tarihsel hataları mercek altına alınacaktır. İki Türk hükümdarı olan Yavuz Sultan Selim Han ve Şah İsmail›in “cihan hâkimiyetini” elde etme çabaları neticesinde, inançların mezhepsel ayrılıklar olarak işlenmesi süreçleri bir boyutuyla açıklanacaktır. 1514’te ki kırılma noktasından hareketle tarihsel yanılgıları, yanlışları ve böylece Alevi-Sünni bütünleşmesinin önündeki engelleri tartışacağız. Yavuz Sultan Selim ile başlayan kırılmanın, çağımız Türkiye’sindeki etkileri, sosyal ve siyasi huzursuzluklarla dolu son kırk yılı ve bugünü mercek altına alıp kısmen de olsa çözüm önerileri üzerinde duracağız. Siyasi alandaki mücadelenin, mezhepsel ayrılıklara dönüşmesi için verilmiş olan ve günümüzde de yansımalarını görebildiğimiz ş eyhülislam fetvalarını ve bu fetvalar neticesinde yaşanan acılara bir nebzede olsa değinilecektir. Alevilerin, tarihsel hafızalarında yer alan birçok acının, siyasi otoriteler tarafından “bilinçsizce” hatırlatılması çabalarının örnekleri siz araştırmacıların eleştirisine sunulacaktır. Makalenin son aşamasında da Alevi – Sünni bütünleşmesinin sağlanabilmesi için devlet ve halk tarafından atılması gereken adımlar açıklanacaktır. Böylece tarihsel hatalarla yoğrulmaya çalışılan ve ülkemizde oluşmaya başlayan “toplumsal birliktelik kültürünün” önündeki en büyük engel olarak duran Alevi - Sünni ayrımı, tarihin tozlu raflarına gönderilecektir. Alevi - Sünni ayrımı, Alevi - Sünni bütünleşmesine dönüşebilecek ve “birlikte yaşama kültürü” gelecek kuşaklara miras olarak bırakılabilecektir.
  • Öğe
    Kültürel değişimin Türk televizyon reklamlarındaki kadın imajına etkisi
    (Hitit Üniversitesi, 2014) Büyükkayacı Duman, Nuriye; Yılmazel, Gülay; Başçı, Ayşe Burcu
    Çalışmamızda 2000-2013 yılları arasında Türk Televizyonlarında yayınlanmış ve ödül almış 100 reklam içerik analizi yöntemiyle incelenmiş ve reklamlardaki kadın imajının sorgulanması amaçlanmıştır. Veriler, içerik analizi formu kullanılarak toplanmıştır. Bu formda reklamı yapılan ürün kategorisi, kadının reklamdaki rolü, kıyafet tipi, diğer karakterlerle ilişkisi, bulunduğu mekan, bedensel görüntüsü ve dış sesin cinsiyeti şeklinde 7 kategori yer almaktadır. Veriler bilgisayar ortamında frekans ve yüzdelik sayılar kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada kadın imgeleri en fazla Gıda (%30.0), Ev araç ve gereçleri (%27.0), Temizlik ürünleri (%21.0) reklamlarında yer almakta ve ev hanımı olarak gösterilmektedir (%80.0). Reklamların çoğunda kadınlar güzel, çekici ( %70.0) ve bakımlıdır ( %60.0), dörtte birinde ise seksi elbise ya da mayo bikini ile gösterilmektedir. Buna göre reklamların çok fazla cinsiyetçi söylem barındırdığı ve kadını daha çok ev yaşamı ile tasvir eden, annelik rolü yükleyen ve iş yaşamından soyutlayan tasvirler içerdiği söylenebilir.