Cilt 7, Sayı 13, Makale Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Anadolu’da Nevruz kutlamaları(Hitit Üniversitesi, 2008) Karaman, RamazanTürk Dünyası’nın birlik ve beraberliğinde etkili olan Nevruz, Milli Kültür’ ün temel unsurlarından birisidir. Nevruz, Türkiye’de ve diğer Türk Toplulukları’nda bütün Türkler’ in bayramı olarak kutlanmaktadır. Bunun sonucu olarak, Orta Asya’dan Kazak, Kırgız, Türkmen, Özbek,Tatar bütün Türk topluluklarından, Anadolu Türkleri, Azerbaycan Türkleri ve Balkan Türkleri Nevruz geleneğini canlı olarak günümüze kadar yaşatmışlardır. Nevruz’ un bir şenlik, bir bayram havası içinde kutlanmasıyla ilgili geleneğin şekli hakkında pek fazla bilgimiz yoktur. Bazı seyahat kitaplarıyla hatıra türü eserlerde görülebilen bilgiler, dünün bu en büyük bayramı hakkındaki bilgi eksikliğimizi giderebilecek durumda değildir. Bu sebeple bulunabilen küçük bilgilerin, bu bilgilere kaynaklık edecek olan belgelerin ve hatıraların iyi değerlendirilmesi gerekirÖğe Şehrezurî ve adalet anlayışı(Hitit Üniversitesi, 2008) Akyol, AygünAdalet kavramı İslam felsefesinde ahlak ve siyaset felsefesinin konusu olarak kabul edilmektedir. Şehrezurî İşrakî felsefenin en önemli yorumcularından birisidir. Şehrezurî adalet kavramını bireysel nefsin gelişiminde ve toplumsal düzenin sağlanması noktasında kullanmıştır. Bireysel nefsin yetkinliği diğer erdemler üzerinde adalet erdemini gerektirmektedir. Bireyler arasında toplumsal düzenin sağlanması da yine adalet erdemine bağlıdır. Bununla birlikte adalet kavramı felsefî bir terim olduğu kadar ilahî bir emirdirÖğe Çorum’da Nakşbendîliğin tarihi süreci ve temsilcileri(Hitit Üniversitesi, 2008) Haksever, Ahmet CahidNakşbendîlik, özellikle XIX. asırdan sonra Osmanlı topraklarında en yaygın tarikatlardan biri konumuna gelmiştir. Osmanlı Devleti’nin genelindeki bu durum, Çorum özelinde de geçerlidir. Tekke ve Zaviyelerin kapatılışı öncesi yaklaşık 250 yıllık bir maziye sahip olan Çorum’daki Nakşî temsilcileri bu süreç içinde soysal ve kültürel alanlarda faaliyetler göstermişlerdir. Yolcuların, fakirlerin doyurulup barındırılması, kütüphane hizmetleri ve özellikle de tedris ile meşgul olunması icra ettikleri fonksiyonlar arasında sayılabilirÖğe Osmanlı bürokrasisinde Yüksek Siyaset-Ulemâ ilişkileri: Molla Lütfi örneğinde bir değerlendirme(Hitit Üniversitesi, 2008) Evkuran, MehmetOsmanlı toplumunda dinsel kurumsallaşma politik öncelikler ve ihtiyaçlar temelinde gerçekleşti. İslam’da ruhban ve din adamları sınıfının olmayışı (Bu durum özellikle Sünnîlik için geçerlidir.) bu olguyu daha da pekiştirdi. Diğer yandan Sünnî ulema arasındaki rekabet ve çekememezlik, din-siyaset ilişkisinin en zayıf ve kırılgan noktası olmuştur. Buna bağlı olarak siyasî iktidardan bağımsız ayrı bir dinsel ve entelektüel bir düşünce ortaya çıkamamıştır. Bu sorun Osmanlı sonrası döneme de yansımıştır. Molla Lütfi, Osmanlı-Türk siyasî kültüründe trajik ve çarpıcı bir örneklerden biridir. Bu çalışmada Osmanlı’da din-siyaset ilişkileri ve ulemanın durumu, Molla Lütfi olayı üzerinden ele incelenecektir.Öğe Şiî İmâmiyye fıkhının teşekkül süreci ve imamet(Hitit Üniversitesi, 2008) Hakyemez, Cemil“Şiî İmâmiyye Fıkhının Teşekkül Süreci ve İmamet” isimli makale çalışmamız giriş ve dört ana başlıktan oluşmaktadır. İlk olarak İslam fıkhının doğuşuyla ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır. Ardından erken dönem Şiî düşüncesinin yapısı üzerinde durulmuş ve bu çerçevede imamet anlayışı ele alınmıştır. Devamında ise Şiî fıkıh anlayışında imametin merkezi bir konum elde etmesi ve bununla ilgili argümanlar işlenmiştir. Son olarak da Şiî fıkhının kurumsallaşma aşaması ve bu sürecin oluşumunda etkili olan belli başlı konular üzerinde durulmuştur. Bunlardan birincisi On İkinci İmam’ın gaybeti iddiası, diğeri Şiî bilginlerden İbn Ebi Akîl el-Umanî ve İbn Cuneyd el-İskâfî’nin sunduğu yeni yaklaşımlar, bir başkası ise İbn Babaveyh ve Şiî Büveyhî Devletinin etkisi, son olarak da Şeyh Müfîd’in öncülüğünde kurumsallaşan Şiî fıkıh anlayışı olarak özetlenebilir.