Cilt 4, Sayı 1, Makale Koleksiyonu
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Şer'îyye sicillerinden hareketle 19. yüzyıldan 20. yüzyıla geçerken Çorum'da meslekler(Hitit Üniversitesi, 2011) Ortakcı, AltuğŞer'îyye sicilleri, kadıların, adli, idari, askerî ve dönemin şartlarına bağlı olarak verdiği hükümleri içeren defterlerdir. Merkezden gelen hükümlerin, fetvaların halka duyurulmasından, sosyal yaşamın düzenli şekilde devam etmesine, halk arasındaki anlaşmazlıkların çözümlenmesine kadar bazı kararların yazılı olduğu Şer'îyye sicilleri, aynı zamanda kayıt altına alınan yerleşim yerinin kültürel ve sosyo-ekonomik yapısı ve dönemin sosyal hayatı hakkında da bilgiler vermektedir. “Mahkeme-i Şer'îyye Defterleri” ismiyle bilinen bu defterlerin sayısı on binlerle ifade edilmekteyken bugün yağma, yangın vb. sebeplerden dolayı sadece bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır. Bu çalışmada, 19. yüzyıldan 20. yüzyıla geçerken (1839-1911) kayıt altına alınmış, orijinal metinleri 4.896 sayfa olan ve 1500 sayfa olarak transkribe edilmiş, 16 katalog incelenmiştir. İncelediğimiz 2 cilt hâlindeki kitap, Çorum Belediyesi “Kent Arşivi Birimi” tarafından düzenlenmiş ve “Çorum Şer'îyye Sicilleri Katalogları” ismiyle yayımlanmıştır. Biz de bu kataloglardan hareketle o dönemde, Çorum'da bulunan meslek isimlerini ve meslek gruplarını ortaya koymaya çalışarak o dönem için zengin ve renkli bir sosyal hayatın olup olmadığını göreceğiz.Öğe Toplumdaki bireylerin çocuk istismarı ve ihmaline yönelik bilgi ve görüşleri(Hitit Üniversitesi, 2011) Koçak, Cem; Büyükgönenç, LaleÇocuk istismarı ve ihmali; bir erişkin tarafından çocuğa yöneltilen, toplumsal kurallar ve profesyonel kişilerce uygunsuz ya da hasar verici olarak nitelendirilen, çocuğun gelişimini kısıtlayan eylem ve eylemsizliklerin tümü olarak tanımlanmaktadır. Çocuk istismarı, kişisel, ailesel ve sosyal risk faktörlerinin karmaşık ilişkilerinden kaynaklanmakta ve fiziksel istismar, cinsel istismar, duygusal istismar ve ihmal olmak üzere 4 ana başlık altında incelenmektedir. Çocuk istismarı ve ihmali, tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de karşılaşılan bir durum olup, hükümetlerin ve çeşitli kurumların işbirliğini gerektiren karmaşık ve hassas bir konudur. Bu nedenle, erişkinlerin konuya bakış açısının ne olduğunun anlaşılması, alınacak önlemlerin belirlenmesi açısından önemlidir. Bu gerçekten yola çıkarak; çalışmada, toplumdaki erişkinlerin çocuk istismarı ve ihmali ile ilgili bilgi düzeyinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Çorum Aile Sağlığı Merkezlerine herhangi bir nedenle başvuran erişkinler oluşturmuş ve aile sağlığı merkezine başvuran 425 erişkin araştırma kapsamına alınmıştır. Elde edilen veriler kullanılarak tanımlayıcı istatistikler elde edilmiş ve Ki-Kare analizi kullanılarak da çoklu karşılaştırmalar yapılmıştır. Erişkinler konu ile ilgili yeterince bilgilendirilmediğini ifade etmekle birlikte, konu ile ilgili birçok durumun farkında olduğunu belirtmiştir. Çocuğa uygulanan cinsel şiddet konusunda genel bir duyarlılık söz konusudur. İstismara uğramış çocuğa nasıl davranılması gerektiği ve aile yapısının çocuk istismarına etkisi konularında genç ile yaşlı ebeveynler arasında görüş farklılıkları saptanmıştır. İstismara uğradığını söyleyen çocuğa kadınların erkeklerden daha çok inanması, kadınların çocuklara erkeklerden daha çok güvenmesi açısından önemli bir sonuçtur. Gelir düzeyi düşük olan ailelerin daha yüksek gelir grubundaki ailelere göre çocuk ihmali ve istismarını etkileyen faktörlerin farkında olması dikkat çekicidir. Henüz çocuk sahibi olmayanların, birçok konuda çocuk sahibi olanlara göre daha bilgili olmaları da önemli bir bulgudur. Çalışmada ayrıca, eğitim düzeyinin ihmal ve istismarı anlamada önemli bir etken olduğu saptanmış ve özellikle eğitim düzeyi düşük olan ailelere çocuk istismarı ve ihmali konusunda eğitim verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.Öğe Küreselleşme koşullarında kentsel dinamiklerin gelişimi(Hitit Üniversitesi, 2011) Doğan, Hasan HüseyinToplumların ekonomik, siyasal, toplumsal ve kültürel yanlarını etkileyen küreselleşme 20. yüzyılın son çeyreğinde sıklıkla kullanılan bir kavram haline gelmiştir. Bununla birlikte, toplumların küreselleşme ile karşılaşmaları ve tanışmaları yeni bir olgu değildir. Küreselleşmenin, bir şekli yaklaşık beş yüz yıl önce Batı Avrupa ülkelerinin sömürgeleştirme girişimleri ile başladı. Küreselleşmenin en son aşması 1980'li yıllarda yaşanan bilgi teknolojileri devrimi ve 1990'lı yıllarda yaşayan Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra yaşandı ve yeni bir küreselleşme tanımı yapıldı. Bütün bu aşamalar sırasında kentler önemli işlevler üstlenmişlerdir. Küreselleşme ülkeler arasında olduğu kadar kentler arasında da karşılıklı bağımlılık derecesini arttırdı. Kimi kentler ulusal sınırlar dışında olan diğer kimi kentler ile ilişki kurmaları için özendirilmiştir. Küreselleşme, yoksulluğun ortadan kalkmadığı para ve mallar, uluslararası sınırlar dışında serbestçe dolaşabilirken işgücünün aynı serbestliğe sahip olmadığı bir düzendir. Bu düzenin önemli aktörleri Uluslararası Para Fonu(IMF), Dünya Bankası(DB), Dünya Ticaret Örgütü(DTÖ) ve ulusötesi şirketlerdir. Küreselleşme, kimi zengin ülkeleri ve zengin kişileri daha zenginleştirecek, yoksul ülke ve kişileri daha yoksullaştıracaktır. Makalenin temel savı dünya ölçeğinde faaliyet gösteren küresel ekonomiyi yöneten ulusaşırı şirketlerin, kendi çıkarlarını sürdürebilecekleri küresel kentler yaratarak karlarını en çoklamak ve bu tutumlarını bugün olduğu gibi yarın da sürdürmeyi planlamaktır.