Cilt 13, Sayı 25, Makale Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 3 / 3
  • Öğe
    Tekke ve Zaviyeler Kanunu çerçevesinde Alevîlik-Bektaşîlik
    (2014) Hakyemez, Cemil
    Makalenin giriş kısmında, 677 Sayılı Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nun mahiyeti ve söz konusu kanunun tarihsel arka planı ele alınmıştır. Birinci kısımda ise Alevîlik-Bektaşîlik meselesinin kökenlerine değinilmiştir. Daha sonra, tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ardından yaşanan gelişmeler ve ortaya çıkan durum üzerinde durulmuştur. Son olarak da, konuyla ilgili ortaya çıkan problemlere yönelik çözüm önerileri ve bunların olabilirlikleri üzerinde birtakım değerlendirmeler yapılmıştır.
  • Öğe
    Bir Karizmatik otorite örneği olarak İmamet ve Mehdi Anlayışı: Türkiye Caferîleri (Iğdır Örneği)
    (2014) Yavuz, Sefer
    Karizma ve karizmatik niteliğin tanımlanmasında dinin yeri yadsınamaz. Bu ilişkiden dolayı çoğu dini liderlik, “karizmatik niteliği” içkindir ve çoğu din ve dini grupta karizmatik dini lider tipine rastlanır. Müslüman dünyada en önde gelen karizmatik dini liderlik örneklerinden biri Şiilik’teki İmamet ve Mehdi anlayışıdır. Bu anlayış geçmişte olduğu gibi günümüzde de; teoride olduğu gibi uygulamada da canlılığını korumaktadır. Çalışmada öncelikle teorik olarak karizmatik dini liderlik analiz edilecek sonra örneklem çerçevesinde günümüzdeki durum incelenecektir
  • Öğe
    التفسير اإلشاري بين الروعة والبدعة
    (2014) Mohammed, Qays Abdullah
    خلاصة: ما تدبرَه المسلمُ ظهرَتْ لهُُ َّالقرآنُ الكريمُ كتابُ اللهِ الخالدُ الذي لاتنقض ي عجائبُه؛ فكل لها تعلقٌ ٌ خفية ٌمعانٍ رائعة مثلَ هذهِ نَ الكرامُ يستنبطو ُ بالظاهرِ امَّا بالاشارةِ أو الاشتراك... وهذهِ المعاني تسمَّى بالتفسيرِ الاشاري؛ وكانَ الصحابة المسلمينَ َ إلى جوازِ التأويلِ بها. لكنَّ أعداءَ الإسلامِ جهلة ُ الصحيحة ُ الإشاراتِ التي أرشدَت الأدلة َ استغلوهُ أسوأ ً لاتعلقَ لها بالقرآنِ؛ ممَّا دفعَ العلماءَ للوقوفِ أمامَهم تحريمِه سدا ً استغلالٍ؛ فقالوا في القرآنِ بأهوائِهم معانٍ بَعيدة تمنعُ السفهاءَ مِنَ العبثِ. ً للشريعة، لكنَّ غلبَ المفسرينَ أجازوهُ ووضعوا له شروطا ً للذريعةِ وحفظاُ. .ُ