Halil Esad bin Ali Rıza Yemlîhâzâde'nin kelâmî görüşleri ve Zübdetü'l-Akaidi'l-İslâmiyye isimli eseri
[ X ]
Tarih
2025
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Hitit Üniversitesi
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
This study aims to comprehensively examine the theological views of Halil Esad bin Ali Rıza Yemlîhâzâde, a late-Ottoman scholar, and his work titled Zübdetü'l-akaidi'l-İslâmiyye. Motivated by the anti-religious discourses of his time, which positioned religion as an obstacle to scientific progress, Yemlîhâzâde, despite his specialized education in law, turned to kalam to formulate a response, producing a unique work in the field.
The most distinctive feature of his work is its structure: it first summarizes the entirety of Islamic creed in a poetic ode (manzum kaside), then uses each couplet (beyit) as a heading to elaborate on the topics. The author's concise treatment of complex issues and his reconciliatory approach between different theological schools represent a significant contribution to kalam thought. The fact that the work remains unpublished and untranslated into modern Turkish underscores the importance of this study in addressing a gap in the literature.
The research employs qualitative methods, including textual analysis, comparative analysis, historical contextualization, and descriptive analysis. The manuscript of Zübdetü'l-akaidi'l-İslâmiyye was transcribed and subjected to thematic content analysis. Yemlîhâzâde's views were systematically compared with both classical kalam schools and other late-Ottoman theologians to clarify his intellectual position.
The findings reveal that while Yemlîhâzâde maintained the classical kalam tradition, he also endeavored to respond to the intellectual challenges of his era. His views on fundamental issues such as faith, prophecy, and human free will demonstrate a non-sectarian, eclectic, and conciliatory methodology.
Bu çalışma, Osmanlı'nın son dönem âlimlerinden Halil Esad bin Ali Rıza Yemlîhâzâde'nin Zübdetü'l-akaidi'l-İslâmiyye adlı eseri temelinde kelamî görüşlerini incelemeyi hedeflemektedir. Yemlîhâzâde kendi dönemindeki bilimsel ve felsefî gelişmelerin neticesinde, dini bilimsel gelişmelerin karşısında bir engel olarak gören çevrelerin din karşıtı fikirlerinden muzdarip olmuştur. Kendisi medrese tahsili görmüş, daha sonra eğitimine hukuk alanında devam etmiş ve ihtisasını bu alanda yapmış bir hukukçu olmasına rağmen kelam alanına ilgi duymuş ve bu alanda eser telif etmiştir. Yemlîhâzâde, medrese eğitiminin ardından hukuk alanında ihtisas yapmış olmasına rağmen, dönemindeki bilimsel ve felsefî gelişmelerin yol açtığı din karşıtı söylemlere bir cevap niteliğinde kelam ilmine yönelmiş ve bu alanda özgün bir eser telif etmiştir. Eserin en dikkat çeken özelliği, İslam akidesinin tamamını manzum bir kasidede özetledikten sonra her beyiti ayrı bir başlık olarak kullanarak konuları işlemesidir. Müellif, meseleleri öz bir şekilde ele alması ve mezhepler arasında uzlaştırıcı bir tavır sergilemesiyle kelam düşüncesine önemli katkılar sunmuştur. Eserin günümüze kadar basılmamış olması ve modern Türkçeye çevrilmemiş olması, bu çalışmanın alandaki boşluğu doldurma açısından önemini artırmaktadır. Çalışmada Halil Esad bin Ali Rıza Yemlîhâzâde'nin kelamî görüşleri klasik ve Osmanlı'nın son dönem kelam âlimlerinin görüşleriyle mukayeseli olarak ele alınarak değerlendirilmiştir. Amaç çalışma konusu yaptığımız eserin kelamî konulardaki konumunu ve meseleleri ele alış tarzını tespit edip Yemlîhâzâde'nin kelam ilmi sahasına katkılarını ortaya koymaktır. Çalışmamız bunların yanında günümüzde basımı olmayan ve günümüz Türkçesine çevirisi bulunmayan bu kıymetli eserin muhteviyatını alana kazandırması bakımından da önem arz etmektedir. Günümüzde kayıtlarda kelam eseri müellifleri arasında ismi bulunmayan Halil Esad bin Ali Rıza Yemlîhâzâde'nin bu kıymetli eserinin incelemesi, ilim sahasında kalem oynatmış, emeği geçmiş bu zâtın adının ve eserinin yaşatılmasına vesile olması bakımından da bu çalışmanın önemli olduğu düşünülmektedir. Yemlîhâzâde'nin kelamî görüşlerini ele alarak eserinin içeriği hakkında kapsamlı ve sistematik bir değerlendirme sunmak çabasında olan bu çalışma literatürdeki bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir. Bunu yaparken müellifin alana özgün katkıları tespit edilmeye çalışılmış ve dönemin fikrî ortamı bağlamında değerlendirmek amaçlanmıştır. Zübdetü'l-akaidi'l-İslâmiyye eserini merkeze alarak hareket eden bu çalışma, gün yüzüne çıkmayı bekleyen bu eserin içeriğini kelam alanı ilgililerine ulaştırması açısından da özgün bir nitelik taşımaktadır. Klasik kaynak araştırmasıyla da karşılaştırmalı bir metot ile değerlendirilen meseleler analitik bir bakış açısıyla sunulmaya çalışılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş olup, metin çözümlemesi, karşılaştırmalı analiz, tarihsel bağlamlandırma ve betimleyici yöntemler bir arada kullanılmıştır. Çalışmanın temel kaynağını oluşturan Zübdetü'l-akaidi'l-İslâmiyye eseri, içerik analizi yöntemiyle tematik olarak tasnif edilmiş ve hem klasik kelam kaynaklarıyla hem de dönemin diğer kelam âlimlerinin yaklaşımlarıyla mukayeseli şekilde değerlendirilmiştir. Araştırma sürecinde öncelikle müellifin el yazması eserinin transkripsiyonu yapılmış, ardından metnin sistematik analizi gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, eserdeki beyitler ve şerhler tematik bir şekilde kategorize edilerek Yemlîhâzâde'nin kelamî görüşlerinin bütüncül bir resmi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Karşılaştırmalı analiz aşamasında ise müellifin görüşleri hem klasik dönem kelam ekolleriyle hem de Osmanlı'nın son dönemindeki diğer kelamcılarla karşılaştırılarak onun kelam düşüncesindeki konumu netleştirilmiştir. Tarihsel bağlamlandırma yöntemiyle, Yemlîhâzâde'nin yaşadığı dönemin entelektüel ortamı ve sosyo-kültürel şartları dikkate alınmış, böylece eserin dönemin fikrî tartışmalarına nasıl bir katkı sunduğu anlaşılmaya çalışılmıştır. Betimleyici analizle müellifin görüşleri sistematik şekilde ortaya konulurken, yorumlayıcı yaklaşımla da bu görüşlerin günümüz kelam tartışmaları açısından anlamı değerlendirilmiştir. Bu çok boyutlu metodolojik yaklaşım, Yemlîhâzâde'nin kelamî düşüncesinin daha kapsamlı ve derinlemesine anlaşılmasını sağlamıştır. Çalışmanın bulguları, Yemlîhâzâde'nin klasik kelam geleneğini sürdürmekle birlikte, yaşadığı dönemin fikrî meydan okumalarına cevap verme çabası içinde olduğunu ortaya koymaktadır. İman, nübüvvet ve insan fiilleri gibi temel kelam meselelerinde ortaya koyduğu görüşler, onun mezhep taassubundan uzak, eklektik ve uzlaştırıcı bir yöntem benimsediğini göstermektedir. Bu çalışma, hem Yemlîhâzâde'nin kelam ilmine katkılarını sistematik bir şekilde ortaya koyması hem de yayımlanmamış bir el yazmasını akademik literatüre kazandırması açısından özgün bir değer taşımaktadır. Araştırma, Osmanlı'nın son dönem kelam düşüncesinin anlaşılmasına katkı sağlamakta ve ilgili literat
Bu çalışma, Osmanlı'nın son dönem âlimlerinden Halil Esad bin Ali Rıza Yemlîhâzâde'nin Zübdetü'l-akaidi'l-İslâmiyye adlı eseri temelinde kelamî görüşlerini incelemeyi hedeflemektedir. Yemlîhâzâde kendi dönemindeki bilimsel ve felsefî gelişmelerin neticesinde, dini bilimsel gelişmelerin karşısında bir engel olarak gören çevrelerin din karşıtı fikirlerinden muzdarip olmuştur. Kendisi medrese tahsili görmüş, daha sonra eğitimine hukuk alanında devam etmiş ve ihtisasını bu alanda yapmış bir hukukçu olmasına rağmen kelam alanına ilgi duymuş ve bu alanda eser telif etmiştir. Yemlîhâzâde, medrese eğitiminin ardından hukuk alanında ihtisas yapmış olmasına rağmen, dönemindeki bilimsel ve felsefî gelişmelerin yol açtığı din karşıtı söylemlere bir cevap niteliğinde kelam ilmine yönelmiş ve bu alanda özgün bir eser telif etmiştir. Eserin en dikkat çeken özelliği, İslam akidesinin tamamını manzum bir kasidede özetledikten sonra her beyiti ayrı bir başlık olarak kullanarak konuları işlemesidir. Müellif, meseleleri öz bir şekilde ele alması ve mezhepler arasında uzlaştırıcı bir tavır sergilemesiyle kelam düşüncesine önemli katkılar sunmuştur. Eserin günümüze kadar basılmamış olması ve modern Türkçeye çevrilmemiş olması, bu çalışmanın alandaki boşluğu doldurma açısından önemini artırmaktadır. Çalışmada Halil Esad bin Ali Rıza Yemlîhâzâde'nin kelamî görüşleri klasik ve Osmanlı'nın son dönem kelam âlimlerinin görüşleriyle mukayeseli olarak ele alınarak değerlendirilmiştir. Amaç çalışma konusu yaptığımız eserin kelamî konulardaki konumunu ve meseleleri ele alış tarzını tespit edip Yemlîhâzâde'nin kelam ilmi sahasına katkılarını ortaya koymaktır. Çalışmamız bunların yanında günümüzde basımı olmayan ve günümüz Türkçesine çevirisi bulunmayan bu kıymetli eserin muhteviyatını alana kazandırması bakımından da önem arz etmektedir. Günümüzde kayıtlarda kelam eseri müellifleri arasında ismi bulunmayan Halil Esad bin Ali Rıza Yemlîhâzâde'nin bu kıymetli eserinin incelemesi, ilim sahasında kalem oynatmış, emeği geçmiş bu zâtın adının ve eserinin yaşatılmasına vesile olması bakımından da bu çalışmanın önemli olduğu düşünülmektedir. Yemlîhâzâde'nin kelamî görüşlerini ele alarak eserinin içeriği hakkında kapsamlı ve sistematik bir değerlendirme sunmak çabasında olan bu çalışma literatürdeki bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir. Bunu yaparken müellifin alana özgün katkıları tespit edilmeye çalışılmış ve dönemin fikrî ortamı bağlamında değerlendirmek amaçlanmıştır. Zübdetü'l-akaidi'l-İslâmiyye eserini merkeze alarak hareket eden bu çalışma, gün yüzüne çıkmayı bekleyen bu eserin içeriğini kelam alanı ilgililerine ulaştırması açısından da özgün bir nitelik taşımaktadır. Klasik kaynak araştırmasıyla da karşılaştırmalı bir metot ile değerlendirilen meseleler analitik bir bakış açısıyla sunulmaya çalışılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş olup, metin çözümlemesi, karşılaştırmalı analiz, tarihsel bağlamlandırma ve betimleyici yöntemler bir arada kullanılmıştır. Çalışmanın temel kaynağını oluşturan Zübdetü'l-akaidi'l-İslâmiyye eseri, içerik analizi yöntemiyle tematik olarak tasnif edilmiş ve hem klasik kelam kaynaklarıyla hem de dönemin diğer kelam âlimlerinin yaklaşımlarıyla mukayeseli şekilde değerlendirilmiştir. Araştırma sürecinde öncelikle müellifin el yazması eserinin transkripsiyonu yapılmış, ardından metnin sistematik analizi gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, eserdeki beyitler ve şerhler tematik bir şekilde kategorize edilerek Yemlîhâzâde'nin kelamî görüşlerinin bütüncül bir resmi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Karşılaştırmalı analiz aşamasında ise müellifin görüşleri hem klasik dönem kelam ekolleriyle hem de Osmanlı'nın son dönemindeki diğer kelamcılarla karşılaştırılarak onun kelam düşüncesindeki konumu netleştirilmiştir. Tarihsel bağlamlandırma yöntemiyle, Yemlîhâzâde'nin yaşadığı dönemin entelektüel ortamı ve sosyo-kültürel şartları dikkate alınmış, böylece eserin dönemin fikrî tartışmalarına nasıl bir katkı sunduğu anlaşılmaya çalışılmıştır. Betimleyici analizle müellifin görüşleri sistematik şekilde ortaya konulurken, yorumlayıcı yaklaşımla da bu görüşlerin günümüz kelam tartışmaları açısından anlamı değerlendirilmiştir. Bu çok boyutlu metodolojik yaklaşım, Yemlîhâzâde'nin kelamî düşüncesinin daha kapsamlı ve derinlemesine anlaşılmasını sağlamıştır. Çalışmanın bulguları, Yemlîhâzâde'nin klasik kelam geleneğini sürdürmekle birlikte, yaşadığı dönemin fikrî meydan okumalarına cevap verme çabası içinde olduğunu ortaya koymaktadır. İman, nübüvvet ve insan fiilleri gibi temel kelam meselelerinde ortaya koyduğu görüşler, onun mezhep taassubundan uzak, eklektik ve uzlaştırıcı bir yöntem benimsediğini göstermektedir. Bu çalışma, hem Yemlîhâzâde'nin kelam ilmine katkılarını sistematik bir şekilde ortaya koyması hem de yayımlanmamış bir el yazmasını akademik literatüre kazandırması açısından özgün bir değer taşımaktadır. Araştırma, Osmanlı'nın son dönem kelam düşüncesinin anlaşılmasına katkı sağlamakta ve ilgili literat












