Prekaryanın sosyal antropolojisi Hitit Üniversitesi antropoloji bölümü mezunlarının ve öğrencilerinin iş gücü piyasasındaki hayalleri ve deneyimleri
[ X ]
Tarih
2025
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Hitit Üniversitesi
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
The current situation of the students and graduates of the Department of Anthropology at Hittite University is a clear example of being caught between a deep intellectual passion and a deep concern for the future. The findings of the research clearly and explicitly reveal the disconnection between the social sciences in Turkey and the discipline of anthropology within this field and the job market, the phenomenon of precarity, and the psychological, social, and economic effects of this process on individuals. The fundamental paradox is that individuals cannot be included in fields that would value these qualities. This situation pushes graduates into working under insecure conditions and drives students into despair and anxiety. For both groups, the desire to work in state institutions through the KPSS exam and to become academics are prominent general expectations. The private sector is considered as a choice based on necessity and obligation. The socio-economic transformations experienced in Turkey in recent years have profoundly affected the young and educated population. Moreover, it has made the phenomenon of precarization widespread. This study addresses precarization not merely as an unemployment issue, but as a multi-layered crisis with historical roots, based on unequal integration into the capitalist world system, deepened by neoliberal policies, and eroding the existential meaning of the individual. The field research conducted specifically with the students and graduates of the Department of Anthropology at Hittite University reveals a process in which mechanisms such as the commodification of labor, indebtedness, and the dismantling of the welfare state condemn individuals to a state of permanent stagnation; a process in which diplomas lose their meaning and insecurity leads to the fragmentation of identity. A total of 53 participants contributed to this study: 34 participants, including 21 female and 13 male undergraduate and graduate students, and 19 participants, including 12 female and 7 male undergraduate and graduate program graduates.
Hitit Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğrenci ve mezunlarının güncel durumu, derin bir entelektüel tutku ile derin bir gelecek kaygısı arasında sıkışmışlığın net bir örneğini teşkil etmektedir. Araştırmanın bulguları, Türkiye'deki sosyal bilimler alanlarının ve bu alana dahil olan antropoloji disiplininin iş piyasasıyla olan kopukluğunu, prekaryalaşma olgusunu ve bu sürecin bireyler üzerindeki psikolojik, sosyal ve ekonomik etkilerini açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır. Temel paradoks ise bireylerin bu niteliklerini değerlendirecek alanlara dahil olamamalarıdır. Bu durum mezunları güvencesiz koşullarda çalışmaya iterken, öğrencileri de umutsuzluğa ve kaygıya sürüklemektedir. KPSS ile devlet kurumlarında çalışma ve akademisyen olmak isteği iki grup için de genel beklentiler olarak ön plana çıkmaktadır. Özel sektör ise mecburi ve zorunluluklara dayalı bir tercih olarak değerlendirilmektedir. Türkiye'de son yıllarda yaşanan sosyo-ekonomik dönüşümler, özellikle genç ve eğitimli nüfusu derinden etkileyerek prekaryalaşma olgusunu yaygınlaştırmıştır. Bu çalışma, prekaryalaşmayı salt bir işsizlik sorunu olarak değil, tarihsel bağlamları olan, kapitalist dünya sistemiyle eşitsiz bir bütünleşmeye dayanan, neoliberal politikalarla derinleşen ve bireyin varoluşsal anlamını aşındıran çok katmanlı bir kriz olarak ele almaktadır. Hitit Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğrenci ve mezunları özelinde yürütülen saha araştırması emeğin metalaşmasını, borçlandırma ve sosyal devletin tasfiyesi gibi mekanizmaların, bireyleri kalıcı bir eşikte kalma durumuna mahkum ettiğini; diplomanın anlamını yitirdiği, güvencesizliğin ise kimlik parçalanmasına yol açtığı bir süreci ortaya koymaktadır. Lisans ve yüksek lisans öğrencilerinden 21 kadın ve 13 erkek ile 34 katılımcı, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun 12 kadın ve 7 erkek ile 19 katılımcı, toplamda ise 53 katılımcı bu çalışmaya kaynaklık etmektedir.
Hitit Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğrenci ve mezunlarının güncel durumu, derin bir entelektüel tutku ile derin bir gelecek kaygısı arasında sıkışmışlığın net bir örneğini teşkil etmektedir. Araştırmanın bulguları, Türkiye'deki sosyal bilimler alanlarının ve bu alana dahil olan antropoloji disiplininin iş piyasasıyla olan kopukluğunu, prekaryalaşma olgusunu ve bu sürecin bireyler üzerindeki psikolojik, sosyal ve ekonomik etkilerini açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır. Temel paradoks ise bireylerin bu niteliklerini değerlendirecek alanlara dahil olamamalarıdır. Bu durum mezunları güvencesiz koşullarda çalışmaya iterken, öğrencileri de umutsuzluğa ve kaygıya sürüklemektedir. KPSS ile devlet kurumlarında çalışma ve akademisyen olmak isteği iki grup için de genel beklentiler olarak ön plana çıkmaktadır. Özel sektör ise mecburi ve zorunluluklara dayalı bir tercih olarak değerlendirilmektedir. Türkiye'de son yıllarda yaşanan sosyo-ekonomik dönüşümler, özellikle genç ve eğitimli nüfusu derinden etkileyerek prekaryalaşma olgusunu yaygınlaştırmıştır. Bu çalışma, prekaryalaşmayı salt bir işsizlik sorunu olarak değil, tarihsel bağlamları olan, kapitalist dünya sistemiyle eşitsiz bir bütünleşmeye dayanan, neoliberal politikalarla derinleşen ve bireyin varoluşsal anlamını aşındıran çok katmanlı bir kriz olarak ele almaktadır. Hitit Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğrenci ve mezunları özelinde yürütülen saha araştırması emeğin metalaşmasını, borçlandırma ve sosyal devletin tasfiyesi gibi mekanizmaların, bireyleri kalıcı bir eşikte kalma durumuna mahkum ettiğini; diplomanın anlamını yitirdiği, güvencesizliğin ise kimlik parçalanmasına yol açtığı bir süreci ortaya koymaktadır. Lisans ve yüksek lisans öğrencilerinden 21 kadın ve 13 erkek ile 34 katılımcı, lisans ve yüksek lisans programlarından mezun 12 kadın ve 7 erkek ile 19 katılımcı, toplamda ise 53 katılımcı bu çalışmaya kaynaklık etmektedir.












